DOLAR 43,7339 0.19%
EURO 51,9339 -0.02%
ALTIN 7.075,012,56
BITCOIN 3061480-0.38373%
Lefkoşa
°

SABAHA KALAN SÜRE

r
r
r
r
r
r

Lefkoşa’nın en orjinal binalarından biri: Boyacı Apartmanı

ABONE OL
Şubat 15, 2026 08:53
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Kat bilgisi: Lefkoşa’nın kuzeyinden apartman öyküleri”

Boyacı Apartmanı: Lefkoşa’nın “Flatiron Binası”

Lefkoşa’da, tarihi ve simgesel yapılar arasında, kendine özgü, sıra dışı görüntüsüyle dikkat çekiyor Boyacı Apartmanı…

Çağlayan Parkı, Çağlayan Gazinosu ile sinema ve pastanelerin de yer aldığı, dönemin sosyal hayat açısından en hareketli ve seçkin merkezlerinden birinde, 1954 yılında inşa edildiği düşünülen bu yapı, 70 yılı aşkın bir süredir adeta kentin mimari ve toplumsal hafızasına tanıklık ediyor.

Surlar üzerinde uzanan, alışılmışın dışında yapısıyla pek çoğumuzun dikkatini çeken Boyacı Apartmanı, kent araştırmacısı Özlem Ünsal için de küçüklüğünden beri hep merak uyandıran bir yapı olmuş.

Ünsal’ın Kat Bilgisi adını verdiği, Lefkoşa’nın ilk apartmanlarına dair öyküleri etnografik yöntemlerle ortaya çıkarma girişimi için bir başlangıç noktası teşkil etmiş.

Ünsal, dar bir parselde konumlanmasından dolayı New York’un ironik yapılarından Flatiron Binası’na benzettiği, Yeni Cami bölgesindeki Boyacı Apartmanı ile Köşklüçiftlik’teki Muharrem Apartmanı’nın öykülerini anlatıyor Kat Bilgisi projesinde…

Bu iki apartmanın öykülerini, buralarda yaşamış, çalışmış ya da zaman geçirmiş kent sakinlerinin anlatıları üzerinden aktarıyor; bunları arşiv belgeleri, fotoğraflar, gazete kupürleri ve çeşitli buluntularla destekleyerek bir araya getiriyor.

Ayrıca, bu yapıların Lefkoşa’nın sivil mimarlık kültürü ve toplumsal yaşamı içerisindeki yerlerine dair anlatılar da sunuyor. Ünsal, ilerleyen süreçte Kat Bilgisi’ne başka apartmanları eklemeyi de planlıyor.

Ünsal, “Kat Bilgisi: Lefkoşa’nın kuzeyinden apartman öyküleri” projesi kapsamında incelediği Boyacı ve Muharrem apartmanlarının öykülerini Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) ile paylaştı. Ünsal ile apartman öyküleri söyleşisinin bu bölümünde Boyacı Apartmanı’nın öyküsünü aktarıyoruz.

-Kat bilgisinin hareket noktası…

Ünsal, Kat Bilgisi projesine yönelmesinin nedeninin Lefkoşa’nın sivil mimarlık kültürüne dair kurumsal düzeyde arşivlenmiş bilgi eksikliği olduğunu anlatıyor:

“Lefkoşa’nın sivil mimarlık ve kent tarihi üzerine kurumsal düzeyde arşivlenmiş bilgi yok denecek kadar az. Lefkoşa nasıl gelişmiş, mimarlık ve şehir planlama alanında neler yapılmış, bu tip konulara ışık tutan, düzenli bir arşiv yok… Sadece kent alanında da değil, kültür ve diğer sosyal konularda da, mesela göç konusunda da, derli toplu bilgiye rahatça ulaşamıyoruz. Beni bu projeye iten şey biraz da bu oldu; kendi yaşam alanlarımıza dair çok az bilgi sahibiyiz ve bu kentle olan bağlarımızı zedeliyor.”

Birtakım dönem yapılarının pek çoğumuzun hafızasında yer ettiğini ama bunların ne zaman yapıldığına, kimin tasarlandığına, buralarda kimlerin yaşadığına dair elimizde bilgi olmadığını belirten Ünsal, “Özellikle, 50’li yıllarda inşa edilen binaları yapanlara artık ulaşmak zor, bu insanların pek çoğu yitip gitti” diyor.

Ünsal, bundan hareketle, kentin yapılaşma kültürüyle ilgili bilgi toplamak için Lefkoşa’nın ilk apartmanlarını bir çıkış noktası olarak seçtiğini anlatıyor: “Kent ya da kentin ilk apartmanlarıyla ilgili bir şey bilmenin tek yolu; oralarda yaşamış, çalışmış, zaman geçirmiş insanlarla temas kurmak ve onlardan topladığımız bilgilerle bu yapıların hikâyelerini bir araya getirmek.”

Her zaman merakını cezbetmiş yapılardan bir liste oluşturan Ünsal, Boyacı ve Muharrem apartmanlarını da Kat Bilgisi için bir başlangıç noktası olarak seçtiğini söylüyor.

– “Yapılı çevrenin hikâyesi toplumsal hayatımızı aynalayan bir şey”

Yapılı çevreyi toplumsal değişimin yansıması olarak gördüğünü söyleyen Ünsal, “Lefkoşa’da apartmanlaşma ile ilgili ne biliyoruz? Nasıl doğmuş böyle bir ihtiyaç? İlk dönem apartman yaşamı ile ilgili ne biliyoruz?.. Her yapılı çevrenin hikâyesi aslında bizim toplumsal hayatımızı aynalayan bir şey… Toplumsal yaşamda bir şeyler olageldiği için müstakil yapılardan apartmanlara geçmişizdir, apartmanlar form değiştirmiştir ve yoğunlaştığı alanlar değişmiştir. Bunların tetikleyicisi olan dinamikler var; toplumsal hayata içkin itkiler var yani. Ben, bu yapılı çevreyi biraz da bu merakla okumayı seviyorum,” diyor.

Ünsal, “Bölünmüş bir kentte yaşıyoruz ama tam da bu alanlara baktığımızda bölünmüşlüğü ortadan kaldıran alanları keşfedebiliyoruz” diyerek, araştırma sürecine başlamadan önce bu iki apartmanın mimarının Kıbrıslı Rum olduğunu bilmediğini söylüyor.

Apartman sahiplerinin yardımıyla projelerine ulaşabildiği, Muharrem Apartmanı’nın mimarının Nikos Nikolaidis olduğunu belirten Ünsal, Boyacı Apartmanı eski sakinlerinden Salih Boyacı’nın verdiği bilgiye dayanarak apartmanın mimarının Lucas Hadjilucas olabileceğine dair güçlü ipuçları bulunduğunu ancak bu bilgiyi henüz teyit edemediğini ifade ediyor. Ünsal, 1958 öncesinde inşa edilen Boyacı Apartmanı hakkında kuzeyde bulunan arşivlerde herhangi bir bilgiye ulaşamadığından Güney’deki belediye ve şehir planlamayla temasa geçtiğini ancak buralardan da sonuç elde edemediğini anlatıyor.

-“İki farklı türdeki sınır boyu üzerindeler… Bu binalar, iki topluma da ait bir kültür mirası aslında”

Ünsal, apartman sakinlerinin anlatılarına dayanarak 1954’te, henüz bölünmemiş bir Lefkoşa’da inşa edilen Boyacı Apartmanı’nın yapımının “dostluk ilişkileri” üzerinden şekillendiğini söylüyor: “Doktor Vassos Lyssarides ile binayı yaptıran kişi, yani Mehmet Boyacı yakın dostlarmış ve birlikte Baf civarında ava çıkarlarmış. Mehmet Boyacı buraya bir apartman yapmayı aklına koyduğunda Doktor Lyssarides ona birlikte çalıştığı mimar ve müteahhitti önermiş… Dolayısıyla bina bu şekilde yapılmış; yani binanın inşasını o tanışıklık, ilişki üzerinden gelişen bir durum gibi anlıyoruz. Bu tür binalar, her iki topluma da ait bir kültür mirası örneği aslında.”

Ünsal, Kat Bilgisi’nin başlangıç noktaları olarak bu ikiliyi seçmesinde hem kişisel hem de mekânsal nedenlerin etkili olduğunu belirtiyor. Muharrem Apartmanı’nın bulunduğu mahallede büyüdüğünü, evlerinin aynı sokakta yer aldığını, çocukluk hikâyesine eşlik eden bir yapı oluğunu; Boyacı Apartmanı’nın ise çocukluğundan bu yana hep ilgisini çeken bir yapı olduğunu söylüyor.

Ayrıca, her iki apartmanın hem stil hem de konumları açısından özgün birer örnek oluşturduğunu belirten Ünsal, “Muharrem de Boyacı da iki farklı türdeki sınır boyları üzerindeler. Boyacı Apartmanı, sur üstünde, eski ve yeni Lefkoşa’yı ayıran hat üzerinde bulunuyor. Muharrem Apartmanı da aslında yapıldığı zamanda böyle bir durum olmasa da, zaman içinde Yeşil Hat üzerinde yer alır hale geldi. Bu iki yapının, Lefkoşa’yı şekillendiren ve tanımlayan iki farklı türden sınır çizgileri üzerinde yer almaları benim için daha farklı bir merak konusu oluşturdu. O nedenle, çalışmaya bu iki apartmandan başlamak istedim.” diyor.

– Boyacı Apartmanı: “Kısıtlı ve zor bir yasam alanı”

Ünsal, İstanbul Caddesi üzerinde yer alan üç kat ile altı daireden oluşan Boyacı Apartmanı’nın Kıbrıs Türk toplumunun tanınmış iş insanlarından Mehmet Boyacı tarafından 1954 yılında inşa ettirildiğini ve hep bir aile apartmanı olarak kullanıldığını; çok dar bir parsel üzerinde kurulan yapının sınırlı yaşam alanları sunmasına rağmen dışarıdan bakıldığında oldukça gösterişli bir görünüme sahip olduğunu anlatıyor.

Boyacı Apartmanı’nın, New York’ta dökme demir ütüye benzediği için, “Flatiron” diye adlandırılan ikonik yapıyı andıran bir tarafı olduğunu belirten Ünsal, bina için “Lefkoşa’nın Flatiron’ı gibi” diyor.

Apartmanla ilgili Boyacı ailesi fertleriyle görüşmeler yaptığını ifade eden Özlem Ünsal, toplum olarak bu tip çalışmalara çok alışık olunmamasına rağmen temas ettiği kişilerin hepsinin hikâyesini anlatmaya çok istekli olduğunu söylüyor.

Bir kısmı çocukluktan yetişkinliğe varan süreçte, bir kısmı da yetişkin hayatlarının önemli bir bölümü boyunca binada zaman geçirmiş kişilerle görüştüğünü belirten Ünsal, bu görüşmeler sırasında kısa sürede binanın benzersiz görünümüne rağmen oldukça kısıtlı ve konforsuz yaşam alanları sunduğu bilgisine ulaşabildiğinden bahsediyor. İki kardeş görüşmecinin bina ile ilgili fazla bir şey hatırlayamamasını merak edip sorduğunda her ikisinden de hemen, ‘Çünkü yaşaması çok rahatsız bir yerdi!’ yanıtını aldığını söylüyor. “Benim için bu cümle binanın hikâyesinin çok merkezi bir yerine oturdu çünkü bu bina belli ki o dönem için dahi, yaşayanların anılarında yer edecek kadar limitli bir yaşam alanı sunuyormuş.” diyor.

Bu “rahatsızlık” halinin nerdeyse görüştüğü tüm apartman sakinlerinin hikâyesinde tekrarladığını ve bu deneyimin apartmanın özgün karakterini tanımladığını belirten Ünsal, “Bu, apartmanın biricikliğini çok güzel anlatan bir detay çünkü insan ilişkilerini dahi apartmanın içinde şekillendiren bir unsur olmuş.” diyor.

-“74 öncesi yapılan apartmanların makûs talihi; 74’te bir hedef haline gelmesi”

Boyacı Apartmanı’nda hem daha az daire olması hem de aile bireylerinin yaşam sürmesinden ötürü sınırlı sayıda görüşmeciye ulaşabildiğini belirten Ünsal, apartmanın; 1974’te yaşanan çatışmalar sırasında yüksekliğinden ötürü riskli bir yaşam alanı haline gelmesi nedeniyle ailenin binayı büyük ölçüde terk ettiğini belirtiyor. Bir istisna olarak aile büyüklerinden birinin 90’ların başına kadar binada kalmayı sürdürdüğünü ekliyor.

Ünsal, “Bu bilgi bile bizim için önemli; demek ki Lefkoşa’da 74 öncesi yapılmış apartmanların hepsinin makûs talihi, 74 yılında çatışmaların doğal bir hedefi haline gelmek; bir dönem topyekün terk edilmek ve sonra yeniden, daha farklı şekillerde kullanıma girmek. Muharrem Apartmanı’nda da benzer bir deneyim var.” diyor.

Ünsal, apartmanda bir eş, üç çocuk ve büyük bir köpekle birlikte yaşayan bir annenin aktardıklarını anlatırken, “İş yapabilmek için sabahları 5.30’da kalkardım çünkü herkes ayağa kalınca hiç bir iş yapamazdım.” ifadelerini kullandığını söylüyor. Ünsal’a göre bu çok özel bir not çünkü orada bir kadın olmakla birlikte bir kadın olarak evi yönetmenin anlamına dair bir deneyim paylaşılıyor.

Binayı fotoğraflamak için bina sahiplerinin izniyle, İlkyaz Portakalcıoğlu ile binada keşif yaptıklarını söyleyen Ünsal şunları anlatıyor: “10 yıllar önce yapılmış apartmanlar, bizim bugünkü apartman beklentimizden elbette çok daha farklı. Çünkü mobilyalar ve diğer donatılar daha küçük ve dolayısıyla apartmanların yaşam alanları da çok daha küçük. Ama ona rağmen bile ‘buzdolabını, fırını, ocağı nere koymuşlar’ diye bayağı düşündüm. Apartmanda çocukluğu ve ilk gençliğini geçiren bir görüşmeci bana; ‘Buzdolabımız koridordaydı.’ demişti. Oysaki koridoru da görmüştüm ve buna olasılık verememiştim! Sonra aynı kişi, ‘Yemek masamız da koridordaydı.’ diye devam etti. ‘Yemek masası!’… ‘Daha dur.’ dedi: ‘Babamın balık merakı vardı, koridorda yedi tane de akvaryum vardı.’ dedi. Ben ‘Aman Allah’ım, bu nasıl olur!’ derken, ‘koridordan yan yan geçerdik’ diye anlattı. Anne-baba, uyuyacakları zaman biri giyinip yatağa girdikten sonra diğerine haber edermiş çünkü iki kişinin aynı anda odanın içerisinde durup da hazırlanmasına imkân yokmuş. Keza, balkonlar da o kadar küçük ki sandalye koyup da oturacak bir yer değil.”

– “Vapur gibi yaptılar, bakıp bakıp gülerdik çünkü acayip bir şeydi…”

Boyacı Apartmanı’nın, binanın arkasında yer alan sokakta yaşamını sürdüren Mehmet Boyacı tarafından oğulları ve oğullarının aileleri için bir konut alanı olarak düşünüldüğünü söyleyen Ünsal, “Aslında çocuklarını yakınına almak için binayı yapmış ve burada kendine de bir daire ayırmış ama binada yalnızca bir gece geçirmiş; ‘Ben, bu kibrit kutusu gibi yerde kalamam’ deyip çıkmış’ diye anlatıyor. Ünsal, aileye gelin olarak gelip en üst katta yaşam süren bir sakinin ise, bina için “Vapur gibi yaptılar, bakıp bakıp gülerdik çünkü acayip bir şeydi ama yer o kadar olduğu için o şekilde yaptılar.” dediğini aktarıyor.

Apartmanın çatı katında çamaşır odalarının bulunduğuna belirten Ünsal, bu alanının; mimar Le Corbusier’in Unité d’Habitation (Barınma Ünitesi) toplu konut projesi ve benzerlerinde yarattığı sosyalleşilebilen ortak kullanım alanlarını hatırlattığını söylüyor. Ünsal, bir görüşmecinin bu alanın gündelik hayattaki yerine dair aktardıklarını onun sözleriyle ifade ediyor: “‘Orası annelerin çocuklarıyla birlikte çıkıp hem birlikte zaman geçirdiği hem de çamaşır yıkadıkları bir yerdi. Biz orada oynardık, anneler de çamaşır yıkardı çünkü bizi aşağıda yalnız bırakamazlardı.’”

Bu anlatılardan, apartmanın yapısal özelliklerinin apartman yaşamı ve aile ilişkilerini etkilediği sonucuna varan Ünsal, “Günün sonunda burası bir aile apartmanı ve kapılar çoğu zaman açık, yani kilitsiz. Binada, yer yer genişçe bir evde yaşanıyormuşçasına bir yaşantı kurulmuş.” diyor.

Dairelerin küçüklüğünden sık söz edilmesine rağmen bundan doğan rahatsızlıkları konumunun telafi ettiğini aktaran Ünsal, “Apartman o dönemin en hareketli noktasındaydı; çevresi Çağlayan Parkı, Çağlayan Gazinosu, sinemalar, pastanelere donatılmıştı. Sabah 5.30’da kalkıp ev işi yapan anne günün sonunda, ‘Lefkoşa’nın en güzel yerinde oturuyordum.’ diyebiliyordu. ‘Balkona çıkıp, Budak Pastanesi’nde oturanlara bakardık’ gibi anılar paylaşıldı. Boyacı Apartmanı’nın hikâyesi, her şeye rağmen, biraz daha mikro bir anlatı, yani burada bir aile hayatını dinliyoruz.” diyor.

– Toplumsal hafızanın önemi

Arşivlere erişimde sıkıntılar yaşadığı bir gün sosyal medyada Boyacı Apartmanı’nın kendi çektiği bir fotoğrafını paylaşarak insanların bilgisine başvurduğunu ve bu paylaşım sonrası beklentisinin çok ötesinde bir bilgi akışıyla karşılaştığını belirten Ünsal, apartmanda büyüyenlerin yakınları, eski komşuları ile tanıdıklarının kendisine ulaşarak bazı isimler ve bilgiler paylaştıklarını söyledi.

Bu paylaşımlar arasında, apartmanın zemin katında yer alan ama adını kimsenin hatırlayamadığı şamişi dükkanının sahibine dair bir bilginin de yer aldığından bahseden Ünsal, “Boyacı Apartmanı’nın zemin katında, Kunduracı Veysel ile Budak Pastanesi (ilk yeri) dışında bir de şamişici olduğundan çok fazla insan söz ediyordu ama bu şamişicinin adını kimse hatırlayamıyordu. Yorumların büyük bir kısmında bu detay tekrar ediliyordu. Derken Avustralya’dan gelen bir mesajda, ‘Herkesin adını unuttuğu şamişici benim dedemdi.’ diyen kişi, 90’lı yıllarda dedesi ile babaannesinin evlilik yıl dönümleri için çekilen eski bir videoda dükkânın görülebildiğini söylemişti ve bu videoyu benimle paylaşmıştı. Bu videoyu izlediğimde, çok küçük bir girişimde dahi insanlardan gelebilecek bilginin ucu bucağı olamayacağını gördüm. Her iki apartmanı çalışırken sanırım en çok bunu anladım” diyerek özellikle küçük toplumlarda, toplumsal hafıza ve sözlü tarih çalışmalarının önemine işaret ediyor.

Bir dönem Lefkoşa’nın en hareketli bölgelerinden birinde yer alan Boyacı Apartmanı, orijinal mimarisiyle bugün dahi ilgi çekmeye, mimari araştırmalara konu olmaya devam ediyor.

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP

300x250r
300x250r

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.